12 Mart 2009 Perşembe

SOYKIRIM İDDİALARI ASILSIZDIR!


Soykırımı iddiaları asılsız



Amerikalı soykırımı tarihçisi Guenter Lewy Aksiyon’a önemli açıklamalarda bulundu. “Soykırımı kararlarının hukuki bağlayıcılığı yok.” diyen Lewy’e göre, Osmanlı’da bırakın Ermeni soykırımını, bunun niyeti bile yoktu. “Tarihi parlamentolar değil, biz yazacağız.” diyen Lewy, Ermeni soykırımı kararlarının Türk milliyetçiliğini kabartmak için ortaya atıldığını ileri sürüyor.


--------------------------------------------------------------------------------

Soykırımı alanında Amerika’nın önde gelen akademisyenlerinden biri olan Prof. Dr. Guenter Lewy, “Osmanlı Türkiye’sindeki Ermeni Katliamları: Tartışmalı bir Soykırımı-The Armenian Massacres in Ottoman Turkey: A Disputed Genocide” isimli kitabıyla Ermeni soykırımı iddialarının çürük delillere dayandığını ortaya koydu. Üstelik bunu Avrupa Birliği ülkeleri ve ABD başta olmak üzere 17 ayrı ülkenin parlamentosunda soykırımı tanınsın karar arı açıklanırken yaptı. Kuşkusuz Lewy, 1915’te yaşananlar ve Anadolu’daki Ermeni olaylarıyla bugün ilgilenmeye başlamadı. 52 yıllık akademik hayatını soykırımı araştırmalarına adayan bir bilim adamının belgeler üzerinden ortaya koyduğu tespitler tartışma platformlarına daha yeni yeni taşınıyor. Massasuchets Üniversitesi siyaset bilimi öğretim üyesi Guenter Lewy’nin, kitabında ulaştığı sonuçlar başta Ermeni diasporası olmak üzere tarihçiler arasında tartışılmaya devam edecek. Ancak onun da dediği gibi “Tarih bilim adamlarının mutabakatı ve belgelerle yazılacak, parlamentoların kararlarıyla değil.” Gazi Üniversitesi ve Avrasya Bir Vakfı’nın davetlisi olarak ikinci kez Türkiye’ye gelen Lewy ile Ankara’da Estergon Kalesi’nde kitabını ve Ermeni soykırımı iddialarını konuştuk.

-Kitabınızdaki temel iddia nedir?

Soykırımının ne olduğu ya da olmadığı değil önemli olan. Benim amacım soykırımı neydi ne değildi sorusuna girmeden; neden, niçin ve nasıl 1915 olayları oldu bunu ortaya koymak. Bu trajik olayları böyle daha iyi anlayabiliriz. Son kitabım bu iddiaları ortaya koymak adına yapılmış bir başlangıçtır.

-‘Soykırımı merkezli tartışmalar’ yerine olayların ve ölümlerin sebeplerine yönelik inceleme ve araştırmaları tavsiye ediyorsunuz. Neden?

Olayı kategorilere ayırmak en büyük hata çünkü. Kategoriler yerine olayın kendisini anlamak lazım. Neden, niçin ve nasıl oldu? Bu soruların cevabı verilmeden olayı bir kategori içine sokmak kesinlikle doğru değil. Soykırımı kavramı olayı anlamamıza yardımcı olmuyor. Tam tersine, fikir alışverişini ve karşılıklı görüşmeleri önlüyor. Çünkü soykırımı kavramına takılan kimse hadisenin neden, niçin, nasıl olduğu üzerinde durmuyor. Oysa asıl önemli olan bu. Bir başka tabirle soykırımı kavramı olayı anlamamızın önündeki en büyük engel. Eğer biz bunu bir tarihsel olay olarak ele alırsak, bu hem Türk hem Ermeni tarafının birbirlerini ve yaşananları daha iyi anlamalarını sağlayacak sonuçlar doğuracak.

-Hangi devletlerin arşivlerini inceleme fırsatı buldunuz?

Amerikan, Türk, Alman, Rus, İngiliz arşivlerini gördüm. Ermeni arşivlerine de ulaşmak isterim tüm detaylarıyla. Taşnak arşivleri çok önemli. Tarih araştırmaları tek belge üzerinden yapılmaz zaten, kesinlikle kıyaslamalar yapılmalı.

-Birinci Dünya Savaşı sırasındaki Ermeni ölümlerinin Osmanlı hükümetince önceden planlanmış ve kasıtlı katliamlar olduğunun kanıtlanmadığını makalelerinizde yazıyorsunuz. Genel hatlarıyla bunun için delilleriniz nelerdir? Osmanlı’daki yer değişiminin (tehcir) soykırımı olmadığının bazı somut delilleri var. Bunlardan biri İstanbul, İzmir, Halep’teki Ermenilere bu olaylar sırasında dokunulmuyor. Bu Hitlerin Berlin ve Münih’teki Yahudileri rahat bırakması gibi bir şey. Bu mümkün mü? Eğer soykırımı olsa buradakiler de yok edilirdi. İkincisi -ki bazı Ermenilerin yeni yeni tartıştığı bir konu bu- Osmanlı Hükümeti’nin Ermenileri ölüm yolculuğuna çıkardığı söyleniyor. Yolculuk zordu, şartlar zordu. O dönemde ulaşım imkanları son derece sınırlıydı ama mali imkanları olan Ermenilere demiryolunu kullanma imkanı tanındı. Yani burada amaç Ermenileri öldürmek, yok etmek değildi. Öyle olsa bunlara izin verilmezdi.

-Bu yönde başka deliller var mı?

Soykırımı için gereken planın olmadığını gösteren bir başka delil ise göç ettirilen Ermenileri korumak için jandarmanın görevlendirilmesi ve bunların görevlerini yapması. Bazı jandarmaların başlarındaki komutanlardan dolayı saldırgan olduğu, olumsuz sonuçların çıktığı da vaki. Çerkezler ve Kürtlerin konvoylara saldırması, jandarmayla işbirliği yapması gibi şeyler var. Bu açıkça Osmanlı merkezî otoritesinin bir planının olmadığını, ama yerel koşullara göre Ermenilere farklı muameleler yapıldığını ortaya koyuyor. Ana hatlarıyla bu üç delil soykırımı niyetinin bile bulunmadığını gösteriyor.

-Tehcir ya da soykırımı iddiaları tartışılırken en çok rakamlar gündeme geliyor. Sizce 1915 olaylarında ölenlerin sayısı gerçekte nedir?

Savaştan önceki Ermeni nüfusu ile ilgili kesin bir rakam veremiyoruz. Çünkü bu tartışmalı bir konu. Fakat benim araştırma ve kaynaklardan çıkardığım sonuç, savaş öncesi Ermeni nüfusunun 1,6 milyon kişi olduğu, bunun yüzde 40’ının çeşitli nedenlerden öldüğüdür. Ölüm nedenlerinden birincisi yaygın hastalıklar, ikincisi kasdî öldürme, üçüncüsü açlıktır. Bu üç nedenden dolayı 600 bin civarında Ermeni ölmüştür. Ama bu ölümlerde soykırımı kastı ya da buna ait deliller yoktur.

-Kimilerine göre sıra dışı bu bilimsel tespitlerinizi Ermeni lobisinin en etkin olduğu yerlerden birinde, ABD’de yapıyorsunuz. Bu teziniz nasıl karşılandı? Tepkiler yok mu?

Amerika’daki en büyük sorunum beni dinleyecek adam bulmakta zorlanmam. Tezlerimi anlatacak ortam ve kişi bulmakta zorlanıyorum. Çünkü benim görüşlerim, sorunuzda da belirttiğiniz gibi genel eğilime ters. Soykırımının olmadığını söylüyorum. Kitabımı basacak yayıncı bulamadım ilk zamanlar. Sonunda Utah Üniversitesi neşretti.

-Soykırımı yok dediğiniz için tehdit alıyor musunuz? Radikal Ermenilerden korkuyor musunuz?

Hayır, korkmuyorum. 1980’li yıllarda daha çok Türk diplomatlara yönelik silahlı saldırılar yapmışlar. Tamam bu doğru. Ama bugünlerde silahtan çok kalem kullandıklarını görüyorum (gülüyor), o yüzden problem yok. Ben bilim adamıyım, işimi yaparım.

-Avrupa Parlamentosu ‘Türkiye’nin AB üyeliği için Ermeni soykırımının tanınması ön şarttır’ mealinde bir karar aldı. Bu konuda AP ve bazı ulusal parlamentoların aldığı kararların hukuki bir değeri var mı?

Bence bu tarihî bir konudur. Parlamentoların işi değil. Fikir beyan edemezler bu konuda. Hukukî bağlayıcılığı da yoktur. Parlamentolar bundan kaçınmalıdır. Akademisyenler de açık uçlu ve dış baskılardan uzak olmalı. Tarih, tarihçilerin mutabakatıyla yazılmalı, parlamento kararlarıyla değil.

-Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın iki ülke arasında tarihçilerden meydana gelecek bir komite oluşturulması teklifine Erivan’dan olumlu cevap alınamadı. Teklifi ve sonucunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bu çok heyecan verici bir teklif. Bence başbakanın bu yöndeki girişimi yerinde bir görüş. Olması gereken de bu. Onların bu cevapsızlığı sürpriz değil. Diaspora’daki Ermenilerin bu teklifi neden olumlu karşılamadıklarını da anlıyorum. Çünkü onlara göre herhangi bir tartışma olması için soykırımını Türk tarafının kabul etmesi gerekiyor. Türk tarafı buna zorlanıyor. Böyle düşünüyorlar. Ancak, tarihî konularda görüş alışverişinde bulunmalı. Bunu ihmal etmeye iki tarafın da lüksü yok.

-Ankara-Erivan arasında siyasi ilişkiler dondurulsa da iki ülkenin karşılıklı olarak yıllık 50 milyon doların üstünde dolaylı ticaret hacmi gözleniyor. Sivil inisiyatif, işadamlarının girişimlerini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Sivil diyalog ve ticari ilişkinin olması çok güzel. Umarım politikacılar ve bilim adamları da aynı ihtiyacı görüp bu adımları atabilirler.

-İki halk arasındaki problemlerin çözümünü nerede görüyorsunuz?

Hazır bir cevabım yok bunun için. Ankara’ya gelirken daha iyimserdim. Ancak gördüm ki, bu sorunun çözümü çok kolay olmayacak. Türkiye’de bu konuda ciddi bir milliyetçi kabarma var. Bunu AP girişimleri ve Diaspora’nın Başbakan Erdoğan’ın tekliflerine olumlu cevap vermemesi nedeniyle yükselen bir milliyetçilik olarak görüyorum. Bunu Ermeniler de oturup düşünmeli. Karşılıklı kapıların açılması ve ilişkilerin sürmesi için Başbakan Erdoğan’ın önerisine belirli olumlu cevaplar vermek zorundalar.


GUENTER LEWY KİMDİR?

1923’te Almanya’da doğdu. Nazi Rejimi’nin ortalığı kavurduğu yıllarda 10 yaşındaydı. Baskılara dayanamayarak ailesiyle 1939’da Filistin’e, oradan ABD’ye göç etti. İkinci Dünya Savaşı’nın en acı sonuçlarından biri olan Yahudi Soykırımı’nda akrabalarını, en yakını olarak amcalarını kaybetti. 1953 yılında Columbia Üniversitesi’nde akademik hayata adımını atarken, kendi tabiriyle ‘arkasında bıraktığı acı anılar onu tarihin, tarihçiliğin kucağına itti.’ Almanya ve İspanya’da o dönemde yaşananlarla ilgili kitaplara, onlarca bilimsel araştırma ve makaleye imza attı. En son Ermeni Soykırımı iddialarının delilsiz olduğunu ortaya koyan kitabını yayımladı. Halen Massasuchets Üniversitesi’nde siyaset bilimi profesörü olarak görevini sürdürüyor.

AKSİYON DERGİSİ 2005 SAYI 573. 2005

1 yorum:

SANTRI dedi ki...

sanırım şu özetler bu konudaki görüşümü: masum değiliz hiçbirimiz.. :)